Haber medyasında toplumsal cinsiyet kalıplarıyla mücadele

Yazan: Héloïse Hakimi Le Grand, Uluslararası Gazeteciler Merkezi (ICFJ)

İngilizceden kısaltarak çeviren: Selen Doğan

Kaynak: editorandpublisher.com, 15 Nisan 2021

 

Medyadaki toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, kadınların ve çeşitli cinsiyet kimliklerinin nasıl algılandığı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir; toplumsal yaşama tam ve etkin katılımlarını etkiler. Medyanın yeterince kapsayıcı olmamasının nedenlerinden biri de toplumsal cinsiyet klişeleridir.

Onlarca ülkede yürütülen Küresel Medya İzleme Projesi’nin 2020 verileri, örneğin haber medyasının kadınlar için kapsayıcı bir alan olmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Kadınlar haberlerin yalnızca yüzde 26’sında özne veya kaynak olarak karşımıza çıkıyor. Televizyonda COVID-19 ile ilgili haberlerde görüşlerine başvurulan uzmanların yalnızca yüzde 31’i kadın.

Haberlerde toplumsal cinsiyet klişeleriyle mücadele için ne yapılabileceğini tartışmak üzere Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun sivil toplum tarafı, Uluslararası Gazeteciler Merkezi Başkanı Joyce Barnathan’ın moderatörlüğünde bir panel düzenledi.

Panelde konuşan uzmanlar, medyadaki cinsiyet klişeleriyle mücadelede en etkili yaklaşımın eğitim olduğunu dile getirdi ve asıl hedefin haber odalarında muhabirlerin kendi önyargılarından kurtulabilmeleri için eğitim almaları olduğu ifade edildi.

Konuşmacılardan publicitarias.org sitesinin kurucusu Melanie Tobal’a göre eğitim girişimleri temel bilgilerle başlamalı çünkü pek çok kişi toplumsal cinsiyet klişelerinin ne olduğunu anlayamıyor. Tobal şöyle diyor: “Pek çok gazeteci, haber yaparken toplumsal cinsiyeti dikkate almanın ve buna dair klişelerle mücadele etmeye çalışmanın, hızla ustalaşabilecekleri bir trend olduğunu düşünüyor. Hızlı bir atölye çalışmasıyla bunu yapabileceklerine inanıyor ve sihirli çözümler istiyorlar. Ama sorunlar çok karmaşık.”

Brian Pellot’nun kurduğu Taboom Media, medyada LGBTI+ haklarının gelişmesi için çalışan bir platform. Pellot, eğitimler yapılmadan bu tür konuların yanlış anlaşılmaya devam edeceğini ve LGBTI+ konularında eğitim eksikliğinin daha fazla cinsiyet klişesine yol açabileceğini söylüyor. Pellot ve ekibi, gazetecilere örneğin LGBTI+ bireylerle ilgili oldukları için, bilgilendirilmiş rıza ve anonimlik kavramları konusunda eğitim veriyor. Taboom Media haber merkezlerinin LGBTI+ bireylerin medyada nasıl temsil edilmesi gerektiğiyle ve temel terminolojiyle ilgili eğitim almasına odaklanıyor.

Haber merkezleri ve gazeteciler, toplumsal cinsiyeti hesaba katarak, haber yapma biçimlerini değiştirmek için genellikle teşvik edilmiyor. Panelistler, bunu karar mekanizmasında bulunan kişilerin yapması gerektiği hususunda birleşiyor. Bir haber kuruluşu izleyicilerinin yüzde 50’sini dışlarsa, çok daha uzun süre başarılı olmakta zorlanacaktır.

Avrupa Komisyonu Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, İnsan Hakları ve Demokratik Yönetişim biriminin başkanı Chiara Adamo da medyaya mali destek sağlayanları değişim talep etme güçlerini bu yönde kullanmaya çağırıyor. Adamo “Önümüzdeki yedi yıl boyunca Creative Europe fonu talep edenlerin şirket stratejilerinde toplumsal cinsiyet eşitliğini taahhüt etmelerini sağlayacağız” diyor. Adamo, yasal düzenlemelerin cinsiyet eşitliğini korumak adına ifade özgürlüğünü gereksiz yere azaltmaması gerektiğini söylüyor. 2018’de Avrupa Komisyonu, radyo-televizyon haberlerinde örneğin ırk, etnik köken, cinsiyet veya cinsel yönelim temelinde nefret veya şiddeti teşvik eden içerikler yayınlanmasını yasaklayan bir görsel-işitsel medya yönergesi çıkarmıştı.

Kolombiyalı senatör Victoria Sandino ise çatışmalı ortamların kadınlara ve azınlıklara yönelik şiddete yol açan klişeleri güçlendirdiğine dikkat çekiyor. Medyada üst düzey pozisyonlarda daha fazla kadın temsili için kota öneren Sandino’ya göre yasal düzenlemeler özgür basını engellemeyi değil, kapsayıcı bir etik çerçeve oluşturmayı amaçlamalı. “Kolombiya’da medya kuruluşu sahibi olan kadın yok. Tüm holdingler erkekler tarafından yönetiliyor. Bilgi yönetimi, toplumsal cinsiyete duyarlı dilin yerleşmesi ve klişelerin ortadan kaldırılması için kadınların karar süreçlerinde bulunması gerektiğinin altını çiziyor Sandino.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir